Dolma Kalem Yaşam

21/Tem/2012

Motivasyon eğitimlerimin sonunda paylaştığım, beni yıllar önce derinden etkileyen, David A. Berman tarafından kaleme alınmış muhteşem bir yazı:

Birinin size bir kalem verdiğini düşünün, kapaklı, içini göstermeyen bir kalem.

Ne kadar mürekkebi olduğunu göremiyorsunuz. Bir-iki deneme cümlesi yazdıktan sonra kalem bitebilir ya da bir çok şeyi değiştirebilecek bir ya da daha çok başyapıt yaratmaya yetebilir. Başlamadan bunu bilemezsiniz.

Oyunun kurallarına göre bunu bilmeniz olanaksız, asla bilemezsiniz. Bu konuda şansınızı denemek zorundasınız!

Aslına bakılırsa hiçbir oyunun kuralı sizi bir şey yapmaya zorlayamaz. Kalemi elinize alıp kullanmak yerine, onu bir dolapta ya da çekmecede hiç kullanmadan, kurumaya bırakabilirsiniz.

Peki, kullanmaya karar verirseniz, onunla ne yapacaksınız? Oyunu nasıl oynamayı düşünüyorsunuz?

Tek bir kelime yazmadan önce hiç durmadan planlar mı yapacaksınız? Planlarınız öylesine ayrıntılı olacak ki asla gerçekten yazmaya başlayamayacak mısınız?

Yoksa kalemi elinize alıp, yazmaya mı girişeceksiniz? Kelimelerin sizi götürdüğü yere gidip onların kıvrımları, büklümlerine siz de kendinizi kaptıracak mısınız?

Bir sonraki kelimede mürekkep bitebilir diye dikkatle ve özenle mi yazacaksınız? Yoksa kendinizi kalemin hiç bitmeyeceği fikrine kandırıp ona göre mi davranacaksınız?

Ne yazmayı plânlıyorsunuz? Sevgi mi? Nefret mi? Eğlence mi? Perişanlık mı? Yaşam mı? Ölüm mü? Hiçbir şeyi mi? Yoksa her şeyi mi?

Yalnızca kendinizi mutlu etmek için mi, yoksa başkaları için de mi yazacaksınız?
Ya da başkaları için yazıp kendinizi mi mutlu edeceksiniz?

Kelimeleriniz titrek ve silik mi, yoksa koyu ve gözüpek mi olacak? Süslü mü, sade mi?

Hatta hiç yazacak mısınız? Bir kez kalem verilince sizin yazmanızı isteyecek hiçbir kural yok.
Ön taslak yapacak mısınız?
Kısa notlar almayı düşünüyor musunuz?
Düşünürken amaçsızca resimler karalayacak mısınız?

Satırların üzerine mi, arasına mı yazmayı düşünüyorsunuz?
Belki de orada olmalarına karşın hiç satır görmezsiniz? Satırlar var mı?

Bu konuda düşünecek pek çok şey var, değil mi?
Şimdi size bir yaşam verildiğini düşleyin…

 

Bir Cevap Yazın

E-Bülten Kayıt

Yeni yazılarımdan haberdar olun