Rekabet Rekabet Rekabet…

15/Haz/2012

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, “kundakta başlayan rekabet mezara kadar sürüyor” adeta. Nereden çıktı bu rekabet peki? Nedir bu acımasız yola insanları iten? Sizlerle hemen çarpıcı birkaç veriyi paylaşmak istiyorum;
İnsanlık tarihi, 2.500.000 yıl
% 99.4 zamanda:
Basit araç yapımından → toplayıcı – avcı konum
% 0.6 zamanda ( 15.000 yıl )
Toplayıcı-avcı konumu → bugünün dünyası
90 $ gelir / kişi & 10 üzeri 2 stock keeping units→
36000 $ gelir / kişi & 10 üzeri 10 stock keeping units ( New York ) gelirde 400 kat artış AMA esas üretilen tür çeşidi 100 milyon kat arttı. (UN)

İşte rekabetin doğuşu…

Kurumlar arası rekabet dolayısıyla bireysel rekabeti de doğurdu. Pastadan daha büyük pay alma iştahı ile yanıp tutuşan kurumlar, donanımlı, rekabetçi ve gelişime – değişime açık bireyleri tercih etmeye başladı. Şu anda “kundakta başlayan rekabet, mezara kadar sürüyor” desek yanılmış olmayız.

Peki rekabetçi kurumları oluşturan rekabetçi bireyler neler yapıyorlar, neler yapmalılar?

Öncelikle, tüm insanlığa eşit düzeyde olmasa da bu durumu asgariye indirmeye çalışarak verilen zorunlu eğitimi en iyi derece ile bitirmeliyiz. Lisans eğitimimizde ise elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.

Akademik hayatımızda attığımız bu 16 yıllık eğitim adımı yalnızca diğer rekabet unsurları ile eşit seviyede olmak içindi.

Farkı arayanlara…

Standart olarak verilen bu eğitimlerin dışına çıkanlar farkı yaratacaklardır. Nedir bu eğitimler? İşte tam da burada bizler gibi özel eğitim ve öğretim kurumları devreye girmektedir. Farkı arayanlara eşsiz fırsatlar sunmaktadırlar…

Kişisel gelişiminizi, mesleki bilgilerinizi geliştirebileceğiniz, farklı tecrübelere sahip olabileceğiniz bir çok hizmeti üretip, servis etmekteyiz.

Mutlaka ama mutlaka bir sosyal sorumluluk projesi içinde yer alınmalıdır. Kurumların önemle altını çizdiği bir başka noktada budur; topluma – insanlığa – dünyaya karşı duyarlılık.
Olmazsa olmazlardan biri de sadece 15-25 yaş arası değil sonrasında da bir spor dalında disiplin almak, almaya devam etmektir.

Academy olarak bizler de farkı arayan bireylere profesyonel çözümler sunuyoruz. Bizler gibi birçok firma da benzer hizmetleri vermekte, verme iddiası taşımaktadır.

Fark yaratmaktan bahsederken üniversitelere değinmemek olmaz. Üniversitelerde okumakta olan öğrencilerin çok hassas olduğu bir bir konuya değinmek istiyorum; SERTİFİKALI EĞİTİMLER…

Bu işe başladığım ilk günden beri dillendirdiğim bir düşünce var; özel eğitim kurumlarından (kalite ayırtetmeksizin) aldığınız her bir belge, tüm akademik hayatınız boyunca almış olduğunuz diplomalardan daha önemlidir. Bir eğitim esnasında bir katılımcı söz istedi ve aynen şunları söyledi; “ya hoca, 4-5 yıl okuyup araştırmalar yaparak aldığım diplomadan, senin verdiğin 5-10 saatlik eğitimden aldığım sertifika daha önemli, bunu söylüyorsun” dedi.
Gong zili çaldı ve ringe çıktım hemen: aynen öyle söylüyorum değerli arkadaşım dedim ve ekledim: neden daha önemli hep birlikte öğrenelim mi? Kimse hayır demedi. Ben sordum onlar cevap verdi. Kendileri cevapladılar. Bakın nelerdi bu sorular;

  • Liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazanmanız, aileniz, kendiniz, akrabalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız, lisedeki ve dershanelerdeki öğretmenleriniz tarafından bekleniyor muydu? (Tüm beklentiler baskı oluşturur, psikolojik bir etkidir.)
  • Eveeeeettt….
  • Evet, sizin başınıza gelen herkesin başına da geldi, geliyor. Problem yok o zaman, devam edelim.
  • İşsiz kalma korkusu taşıyor musunuz? Üniversite bitirmek iş sahibi olmak anlamına gelir yanılgısı içinde misiniz?
  • Eveeeettt… sizler gibi herkes aynı düşüncede.
  • Üniversiteyi kazandınız; bir buçuk milyon arasından sıyrılıp üniversitede okuyacak beş yüz binin içinde yer aldınız, büyük fark yarattınız. Ancak, ülke nüfusunun her yıl ortalama 800.000 civarında arttığını düşünürsek bu farkın hiç de anlamı kalmıyor. Üniversiteye girdikten sonra yine yukarıda saydığım çevreniz sizin, bölümünüzü başarı ile bitirmeniz yönünde beklenti (baskı) içinde oldu mu?
  • Eveeeettt..
  • Güzel, burada da sorun yok. O halde şunu söylesek yanlış olmaz: bu devirde bir üniversiteden mezun olmak ayrıcalık değil. Her yıl ortalama 400.000 mezun veren bir kurumlar zincirinden bahsediyoruz ne de olsa.

Toplumda ve kişinin kendisinde oluşan baskılar ve beklentiler ile üniversite hedefi koymak ve üniversiteyi bitirmek artık eskisi gibi bir başarı kabul edilmiyor. Firmalar tarafından da ciddi bir fark oluşturan etken olarak göz önünde tutulmuyor.

İşte sorunun en net yanıtı geliyor, sıkı durun.. bir Pazar günü, okul yok. Sabahın 8inde kalkıp hazırlanmışsınız. 10’da başlayacak bir eğitime katılıyorsunuz. Hem de ücret ödüyorsunuz… Üniversite eğitiminde en çok paya sahip olan aile baskısı var mı? Yok. Belirli bir maliyete katlanmak durumunda kalacağınız için, bu özel eğitime gitmeme noktasında geçerli bir mazeretiniz var mı? Var, öğrenciyiz paramız az.

Peki tüm bu negatif tetikleyicilere rağmen neden buradasınız?

Bilgiye ulaşmak için..

İşte tüm bu negatif tetikleyicilere karşı koyarak bu eğitime gelmeniz demek, ciddi bir fark yaratmaktır. Gelişiminiz için arayış içinde olduğunuzun en somut adımı, aldığınız sertifika da bunun belgesidir. En belirgin farkı da budur.

“Başarlıı ya da başarısız olmak, kendinle başbaşa kaldığında ne yaptığına bağlıdır.”

Ben bu noktada öğrenci arkadaşların firma ayırtetmeksizin olabildiğince fazla belgeye sahip olmalarından yanayım. Tabi burada da altını çizeceğim başka bir husus var: para karşılığı alınan belgeler…

Öğrenci arkadaşların dikkat etmesi gereken önemli noktalardan biri de eğitim aldıkları firma olmalıdır. Bir çok kaliteli firma var sektörde. Tabi kalitesiz olanları da. Nasıl ayırt edeceğiz der gibisiniz? Öncelikle sektörde kurumsal eğitimlerde söz sahibi firmaları düşünmelisiniz. Kurumsal eğitimlerde başarılı bir firma size ciddi bir katkı sağlayacaktır. Alacağınız belge de değerli olacaktır.

Ancak, kurumsal alanda yer al(a)mayan, sadece üniversite odaklı çalışan, 3 sertifika alana 8 tane de bizden hesabı kağıt satanlara kesinlikle aldanmayın. Eğitime katılmanıza gerek yok, ücreti yatır, sertifikayı kap diyenlere yaklaşmayın. Bunlar sertifika değil, kağıt parçasıdır. Kalite odaklı değil, para odaklı hareket edenlerden sakının. İsteyen herkes onların belgelerini rahatlıkla elde eder. Sizi sıradanlaştırır ve negatif bir etkiye sebep olur.

Firma yetkilileri ile konuşurken ağızlarından en çok çıkan kelimeleri ve sizden beklentilerini not edin. Not alacağınız birkaç kelime firma hakkındaki en güvenilir bilgiyi size servis edecektir, merak etmeyin.

“Başarı; bazen tek bir kapıyı bin kez, bazen de bin farklı kapıyı bir kez çalmaktır. Marifet, zilin üzerindeki ismi doğru okumaktır.”

Bir Cevap Yazın

E-Bülten Kayıt

Yeni yazılarımdan haberdar olun