Görünen Köy De Kılavuz İster

28/Kas/2012

İlkokula başladık, karne dediler. Kimse resim, müzik ile beyninin sağ lobu gelişir, yaratıcı olursun demedi. Sonuca bakıldı, hepsi 5 ise “Bu çocuk çalışkan, büyük adam olacak” denildi. Okuldan kaçanların, zayıf alanların sebepleri sorgulanmadı!

Lisede de üniversitede de herkesin yarışı notlarda. Aile yapımızı, aile eğitim düzeyini kimse sorgulamadı. Notçu sistem nota göre vurdu damgayı (sonuca göre ceza ya da ödül) Kazandın ya da Kaybettin! Arkasındaki sebepler, hep “Kime ne” oldu!

Fakir (ekonomik geliri düşük), cahil (öğrenmeye kapalı), zengin, entelektüel.. Herkesin bir görünüşü, duruşu oldu. O sonucu doğuran sebepler sorgulanmaksızın görünüşümüzle yargılandık!

Cinsel ilişki ile para kazanan kadın ya da erkekler hep kötü kişilerdi bizim için. Kimin, neyin onları oraya ittiğini görmedik, görmek istemedik, biz de sistemle birlikte sonuca göre yargıladık!

Böbreğini satan adama kızdık. Borcu için, ailesi için yaptığını gördüğümüzde acıdık, ağladık! Kimse o sonuca kadar kılını kıpırdatmadı, sonucu bekledik!

Sonuçlara göre yorum yapıyor, tavır alıyoruz. Ne yazık, değil mi?

Adam öldürme, tecavüz, hırsızlık ve akla gelen tüm büyük suçlara “İdam Cezası” yapsan ne olur ki? Sen insanlığı öğretmedikten sonra yaşasa ne olur ki!

Eğitmedik, eğitilmedik, doğrular gösterilmedi!

Eğitim verdiğim bir öğretmen kitlesinden bir öğretmen “Hocam, bana ne anlatsanız boş, komşum 250.000 TL’lik arabaya biniyor, ben 50.000′ TL’lik arabamı daha 2 yıl önce alabildim, ben motive olamam!” dediğinde kulakları çınlasın İlyas Aydın (ilkokul öğretmenim) geldi aklıma. Tek derdi başarılı, disiplinli, dürüst olmamızdı! Suç soruyu soran hocada değil, beslendiği sistemde!

Sonunda geldik kürtaj meselesine! Kürtaj yaptıran neden yaptırır soruldu mu? Yaptırmaktan keyif alındığını düşünen var mı? O psikoloji ile yaşamanın ne demek olduğunu anlayan? Biz erkekler zerre hissedemeyiz, eminim!

Toplumun konuyla ilgili davranış analizleri yapılmadan, yorumlanmadan yasak getirmek en hafif tabirle kendi bacağına sıkmaktır! Ensest ilişkilerin olduğu, tecavüzlerin, töre cinayetlerinin yaşandığı bir toplumda “sonuca” yasak getirmek kime fayda?

Tecavüze uğrayan bir kadın hangi his ile yaşatabilir karnındaki çocuğu? Anne karnındaki bebek, annenin tüm his ve duygularına, beslenme alışkanlıklarına göre gelişim gösterirken sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesini nasıl bekleyebiliriz? Bir kız evladınızı düşünün, cevabı vicdanınız verecektir! 

Sen cinsel ilişki eğitimi vermedikten, dürüstlüğü, ahlakı, edebi öğretmedikten sonra istediğin suça istediğin cazayı koy, istediğin sonuca da istediğin yasağı getir, ne çare!

Çukura düşmek yasaktır” dan farkı yoktur bunun!

“Devletler kanunla değil, ahlakla daha iyi yönetilir.”
Sokrates

Eğitim kış ayında ısınmak gibidir. Odalardaki peteklerden birini kapatırsan, açmak zorunda kaldığında daha çok fatura ödersin. Soğuyan peteği ısıtmak ve ısı yaymasını sağlamak için daha çok gaz/kömür harcanır. Dolayısıyla toplumsal sorunların temelinde, toplumsal gelişimin başında EĞİTİM vardır ve süreklilik arz eder.

Evlenmeden önce “Evlilik Okulu” gibi projeler desteklenmeli.
Evlilik sonrası “Hayat” bitmediğine göre eğitim de devam etmeli.
Düzenli aralıklarla aileler eğitim ve danışmanlıklar almalı.
Sağlıklı bir toplum için yapmamız gereken ilk iş budur!

Gördüğünü yargılama, sebebini sorgula

Bir Cevap Yazın

E-Bülten Kayıt

Yeni yazılarımdan haberdar olun