Girişimcilik Yüzyılında Personel Yönetimi

29/Oca/2013

Dünya’da ve ülkemizde her geçen gün “Girişimcilik” sözcüğü daha fazla kullanılmaya başladı. Ülkemizde de girişimcilik bir devlet politikası oldu ve birçok alanda teşvikler sunuluyor. (Yakında bu teşvikler hakkında da ayrıca paylaşım yapacağım.)

İşletmeleri bugünden yarına ulaştıran en kıymetli varlığı sahip olduğu personeldir. Makinelerden fiziksel tüm donanımlara kadar her birini anlamlı kılan ve aktif hale getiren temel unsur personeldir.

Personel ne ister?” diye sorulduğunda ilk sırada “Adil Bir Yönetim” yer alıyor. İkinci sırada benim müdahalem ile “Girişim Hakkı/Fırsatı” yer almalı. Durağan görev tanımları miadını doldurdu. Görev tanımı yerine kırmızı çizgiler gösterilmeli ve  hedef tanımı yapılmalı. İnsanoğlu da hızla değişen bir yapıya büründü. Bu hıza kurumların da ayak uydurması gerekmektedir.

Personele “Girişim Hakkı/Fırsatı” verilmesi derken neyi kast ettiğimi aktarayım.

  • Bir oyun oynuyoruz. (Hizmet/ürün üretimi, satışı vb.)
  • Bu oyunda bazı oyunculara sahip  olmamız gerekiyor. (Personel)
  • Onlara kuralları sıkı sıkıya anlatıyoruz. (Görev tanımları)
  • Harfiyen kurallara uymalarını istiyoruz. (İş disiplini)

Bu maddeler ile aslında insanı, doğasından uzaklaştırıp, robotlaştırmış oluyoruz. Duygusuz bir satış olamaz! Üretim de! Tedarik de! Zihinsel bir işlem yapmadan eyleme geçilemez! Duygu olmadan insan olunamaz, insan yaşayamaz!

Oyunu oynayan oyuncuya kuralları öğretip disiplin ile hapsetmek yerine, şirketin değerlerini, hedefini benimsetip özgür bırakmak, onu yaratıcı sürece itmek performansında çok ciddi bir değişim yaratır. Fiziksel ve zihinsel olarak 8 saat işletme için çalışıyorken bu süre fiziksel olarak sabit kalırken zihinsel olarak yaklaşık 2 katına, 16 saate çıkar. Dahası ilk durumdaki verimlilik oranı da ikiye katlanır.

İnsanı yönetmek için insanı tanımak, anlamak gerekir.

Doğasımı bilmediğimiz varlığı yönetmemiz mümkün değil.

 

Bir Cevap Yazın

E-Bülten Kayıt

Yeni yazılarımdan haberdar olun