Fikirden Startupa: Fikrini Doğrulat

01/Mar/2016

Günümüzde hemen herkesin aklında bir startup fikri var. Ancak nereden, nasıl başlayacağımız konusunda soru işaretleri bizi aksiyon almaktan alıkoyuyor. Ya da ilk adımlardan sonra vazgeçiyoruz. Kim bilir, kaç tane girişim fikri, girişime dönüşmeden çöp oldu ya da başka bir girişimci/girişim ile hayat buldu. Startupların ölü doğum oranı diyebiliriz bu sürece. Daha doğrusu doğmadan ölen startuplar. :)

Startupların ölü doğum oranı diye bir veriye rastlamadım, bildiğim kadarıyla da tutulmuyor ancak sürecin varlığından haberdarız. Kurulan girişimlerin %50’sinin ikinci yılını göremediğini düşünürsek fikir (ya da araştırma) aşamasında kalanların oranı hakkında da az çok fikir sahibi olabiliriz. Bu orana bir şekilde pozitif etki etmek için bir yazı dizisi yayınlamaya karar verdim: Fikirden Startupa yazı dizisinin ilk adımını “fikri doğrulatma” aşamasına ayırdım.

  1. Fikirler nereden çıkıyor? Sorunlar yaşıyoruz, çözümler üretiyoruz. Günlük yaşantımızda pek çok kez “keşke şöyle olsa, millet burada ziyan oluyor!” gibi yakınmalarda bulunuyoruz. Girişimci ruhlu olanlarımız biraz daha detaylı düşünüp çözüm de üretebiliyor “aslında şöyle yapılsa, xxxx kurum şunu sunsa harika olur” yorumunu getiriyor. O anda sorun yaşanıldı, anlık çözüm üretildi ve süreç bitti. Buradaki fikirleri keşke toplayabilsek, değil mi? (Al sana yeni bir sorun, yeni bir çözüm süreci… Fikir toplama uygulaması vb.)
  2. Sorunu/ihtiyacı tanımla: Sorunu buldun/yaşadın, anlık çözüm ürettin ve not aldın; acaba bu işi ben çözebilir miyim aşamasına geçtin diyelim. Bu noktadaki ilk adım: sorunu yalın şekilde tanımla, insanların neye ihtiyacı olduğunu mümkünse tek cümlede ifade et. Sorunun temeline inmek için birkaç kez “Neden?” sorusu sor, bu oldukça yardımcı olacaktır.
  3. Sorunlar anlamlı olmalı: Sorun, ya çok kişi tarafından ya da yüksek gelirli (veya özel nitelikte) özel bir kesim tarafından hissediliyor olmalı. Ne demek istiyoruz: sorun yaygın ise çözüm de geniş bir kitle tarafından satın alınabilir, çözüm sürdürülebilir bir gelir elde etmeni, girişimi ölçekleyebilmeni sağlar. Toplumda sadece 1000 kişinin yaşadığı sorun ve satın alabileceği çözüm anlamlı olmayacaktır. Yok denecek kadar sınırlı bir pazar var demektir.
  4. Nasıl çözebiliriz: Sorunun temelini buldun, yaygın ya da özel nitelikte bir kitle tarafından yaşandığını tespit ettin, çözüm aşamasına geldin. Harika! Tekrar basitliğe vurgu yapacağız; en basit şekilde çöz! Çözüm karmaşık olmamalı, sorunu hissedenlere ücret ve kullanılabilirlik bakımından uygun olmalı (ürün/pazar uyumu).
  5. Araştır: Sorunu yaşayanları kültürel, sosyo-ekonomik olarak, dünyada üretilen çözümleri, henüz bir çözüm üretilmediyse sebeplerini, sektörel ya da yasal sınırlamaları/engelleri araştır. Pazar hakkında detaylı bilgilere sahip ol, ki böylece onlara uygun çözümü geliştir. Bugüne dek neden çözüm üretilmediğine de mutlaka bak. Belki başka girişimlerin/girişimcilerin acı (başarısızlık) izlerine rastlayabilirsin ve gerekirse vazgeçebilir ya da bu acıların da üstesinden gelecek çözümü üretebilirsin. Aynı acıları sen de yaşamamış, bedel ödememiş olursun böylece. (Girişimcilikten soğumanı istemeyiz :) ) Araştırmaların en önemli kısmı arşivlemek. Bulduğun geçmiş ya da güncel tüm verileri arşivle. Atacağın her adımda kritik katkıları mutlaka olacaktır.
  6. Örnek sorunlar ve çözümler:
    1. Bitaksi
      1. Sorun: Boş taksi bulamama, bilinmeyen sürede bekleme.
      2. Çözüm: Taksi çağırma uygulaması. Geliş süresi, gitmek istediğiniz yere tahmini ulaşım ücreti, ödeme kanalı çeşitliliği. Bir dipnot: şuanki çözümlere ulaşmak yıllar almıştır. Aşama aşama geliştirilmiştir.
    2. IFTTT
      1. Sorun: Blog, uygulama gibi platformlar arası bağlantının olmaması ya da var olanların işlevsel olmayışı.
      2. Çözüm: Uygulamalar arası uyum ve platformlar arası bağlantı. Örneğin bu yazıyı blogumda (wordpress altyapısı kullanıyorum) yazdım ancak buradaki Medium eklentisi aracılığıyla (IFTTT kullanarak) medium hesabımda da yayınlandı. Türkçesi de “şöyle olursa böyle yap”. İçerisinde sayısız reçete bulunduran ve akıllı telefonların olmazsa olmaz uygulamalarından biri.
    3. Airbnb
      1. Sorun: Pahalı otel odaları, konaklama prosedürleri, otel konseptinin zaman zaman ihtiyaçtan fazla hizmet sunması. Örneğin gece 11de sadece uyumak gireceğiniz ve sabah saat 8de kalkıp kahvaltı dahi etmeden çıkacağınız bir hizmet istiyorsunuz. Sadece uyku. Oteller sadece uyku sunmuyor, ek bir takım hizmetler ile taban fiyatlardan oda satıyorlar. Sorunun yanı sıra girişimin sahipleri önemli bir de fırsatı görüyorlar: evimizin boş kaldığı süreleri, boş odalarını da yakalıyorlar ve bunları da konaklama kapasitesine ilave et diyor. Arzı da arttırıyor :)
      2. Çözüm: Boş ev ve odası olanlar ile konaklayacak yer arayanları bir araya getirmek. Evin özelliklerine göre ekonomik, ihtiyaca uygun pek çok seçenek. Ödeme kanalı çeşitliliği.

Yazı istemeden de olsa biraz uzadı. Aslında 7 girişimin sorun-çözüm bilgilerini paylaşacaktım ancak yazı bu haliyle dahi uzun oldu. Yazı dizisi olacağı için olabildiğince yalın ve kısa tutmaya çalışacağım. Yorumlarınız ve sorularınızla detayları açabiliriz.

Yazı dizisinin bir sonraki bölümü: Pazar Araştırması. Soruna karşı ürettiğiniz çözümün hedef kitlesini tanımlayacak, uyumu üzerine araştırmalar yapacaksınız.


Also published on Medium.

Bir Cevap Yazın

E-Bülten Kayıt

Yeni yazılarımdan haberdar olun