Asgari Hayat: Basitlik

25/Nis/2016

Hayatı sadeleştirme kararı aldım ve yaklaşık 1-2 yıldır olabildiğince sadeleştiriyorum. Çok yavaş bir geçiş olsa da bu ağır gelişmeler beni mutlu ediyor. Neden böyle bir karar aldım düşüncelerimi de sizinle paylaşmak istedim.

KARAR ALMAK

Bir gün içerisinde yüzlerce karar alıyoruz, kıyafet seçiminden, bulunacağımız mekanlardan, kullandığımız kelimelere kadar. Her biri bir karar süzgecinden geçiyor ve seçime dönüşüyor. İlginçtir, yiyecek içecekle ilgili günde 200 civarında karar alıyormuşuz. konsantre olmakDerinlemesine düşündüğümüzde aslında gün içerisinde epey dağılıyoruz. Günümüzdeki temel sorunlardan biri -dikkat dağınıklığı/konsantre olamama- baş gösteriyor.

Gün içerisindeki pek çok kararımız anlık ve basit oluyor; yiyecek, kıyafet gibi (ortalama insanlar için). Gurmeler için yiyecek, modeller için kıyafet planlı ve zorlayıcı kararlar oluyordur. Burada kritik nokta yaşamın özünü/odağını kaçırmamak. Özünden uzaklaştıkça mutsuzluk, kaygı, dağınıklık da artıyor…

Başarılı insanların küçük de olsa bir bölümü günlük hayattaki karar sayılarını azaltmaya, karar kalitelerini ise arttırmaya çalışıyorlar. Bunun için, odaklarından uzak alanları ya delege ediyorlar ya da basitleştiriyorlar. Bunun en belirgin örneği ise her gün aynı kıyafeti giymek.

Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in gardrobu

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in gardrobu

Mark Zuckerberg, Steve Jobs, Cem Yılmaz, Barack Obama gibi isimler kıyafet seçiminde vakit ve enerji kaybetmek istemiyorlar ve gardroplarını sadeleştirerek odak alanlarına yoğunlaşıyorlar. Etkisi ne kadar bilinmez ancak hayatı sadeleştirdiği/basitleştirdiği aşikar.

Bir röportajında Mark şöyle diyor: “Her gün ne giyeceğimi düşünecek bir vaktim yok! Enerjimi buna harcamak yerine işime harcıyorum.”

Bu basitlik bana oldukça etkili ve davetkar geliyor. Günlük hayatımızda almamız gereken pek çok kritik karar varken, hayatımızı çok az etkileyen faktörlere tonlarca para ve zaman ayırmak pek makul değil gelmiyor kulağıma.

DÜNYAYI TÜKETİYORUZ

İşin bir başka boyutu ise tükenen kaynaklar.  Farklı raporlarda farklı oranlar var ancak ortalamasını alırsak 20-30 yıl içerisinde dünya nüfusunun ihtiyacı ancak 2.2 adet dünya tarafından karşılanabilecek. Yaşadığımız gezegeni yok ediyoruz farkında olmadan, eğlenerek. Ve bu, bir zengin, şımarık çocuk trendi olmaktan çıktı. Özetle gereksiz tüketimi azaltmak, tasarruf etmek, yenilenebilir enerjilere odaklanmak gerekli.

Her yıl ortalama 1.5 Milyar liralık ekmek ve 16 Milyar liralık da sebze, meyve israf ediliyor. Türkiye’nin ekolojik ayak izi raporunu buradan inceleyebilirsiniz. “Tüketimin kişi başına düşen ekolojik ayakizi 2.7 kha ancak kişi başına düşen  biyolojik kapasite ise 1.7 kha. Bu açık, tüketime olan bağımlılığımızın sürdürülebilir olmadığını açıkça ortaya koyuyor.” (Alıntı ve rapor özeti için kaynak: http://cozumalani.org/tuketim-ve-ekolojik-ayakizi/)

Yaşadığımız gezegen SOS veriyor ancak görmezden geliyoruz. Güçlü bir şekilde, acil olarak önlem almalıyız, farkındalık yaratmalıyız.

Tüm bu sebeplerden dolayı hayatımda sadeleştirmeye gittim, fazlalık (normal şartlarda hep bir eksiği olan gardrop :) ) giysilerimi ayırdım, onlar doğru ihtiyaç sahiplerine. Odak alanıma daha fazla vakit ayırıp kaliteli kararlar almaya çalışacağım. Öte yandan yaşadığımız gezegene (yalnız da değiliz, paylaştığımız pek çok canlı var) karşı sorumlu davranıp; daha az tüketim, verimli kullanım için kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

“Az, çoktur!”


Also published on Medium.

Bir Cevap Yazın

E-Bülten Kayıt

Yeni yazılarımdan haberdar olun